ÖzgeçmişÇalışmalarÖdüllerFavori LinklerBiographyHome

SANAT VE KARİKATÜR *

Atila ÖZER

Sanat; duyguların, düşüncelerin ya da bir yaşantının renk, çizgi, ses, devinim ve sözcüklerle başkalarına ulaştırılması olayıdır. Sanat biraz biçim, biraz bilim, biraz da özden meydana gelen bütün bir değerler sistemidir (1).

Bu tanımdan yola çıkarak sanatları sınıflandırmak gerekirse:

  1. Yüzey sanatları (resim, fotoğraf, karikatür vb.)
  2. Hacim sanatları (heykel, seramik vb.)
  3. Mekan sanatları (mimarlık, peyzaj mimarlığı vb.)
  4. Dil sanatları (roman, öykü, şiir vb.)
  5. Devinim sanatları (bale, dans, mim vb.)
  6. Eylem sanatları (tiyatro, sinema, gölge oyunu vb.)
  7. Ses sanatları (müzik)

olarak sıralamak mümkündür.

Sanat yapıtı ise; bir yaratıcı süreç sonunda ortaya çıkan özgün (orijinal) ve tek olma özelliği taşıyan üründür.

Tüm bu sınıflamalar, bilimsel olarak yapılan çalışmalarda bir arayışın sonucudur. Oysa zaman içerisinde pek çok şey gibi bazı değerlerin ve terimlerin anlamlarının da değiştiği bilinmektedir.

Son yüzyılın en tanınmış sanat tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Werner Hofmann Modern Sanatın Temelleri adlı kitabında “sanat kavramının aşırı zorlanmasından da, putlaştırılmasından da kaçınılmalıdır” demektedir.”(2) Bunun da nedeni hergün yeni bilgiler, yeni olanaklar, yeni arayışlar bu tanımın sınırlarını güçleştirmektedir. Bu yüzden kesir kurallarla, oluşumu kıskaç altına almak bilimselliğe uygun düşmez, boşuna gayretlerden öteye gitmez.

Sanatın ne olduğuna, neyin sanat sayılması gerektiğine ilişkin ve bütün zamanlar için geçerli olabilecek ölçütlerin bulunamaması gerçeği hep olacaktır. Gombrich; Sanatın Öyküsü adlı kitabında “Sanat adı verilen birşey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır; yani bir zamanlar renkli toprakla mağara duvarına becerebildiklerince bizon resimleri çiziktiren, bugünse boya satın alıp reklam afişleri yapan ve yüzyıllardan beri daha birçok başka şeyler üreten insanlar”.(3)

Bu anlam ile düşündüğümüzde, zaman zaman gündeme getirilen karikatürün de sanat olup olamayacağı tartışmaları artık bitirilmelidir.

Resim sanatının devleri; Rembrandt, Leonardo da Vinci, Goya, Daumier, Van Gogh ve Picasso gibi sanatçılar da karikatür çizmişler, kimi sınıflayıcılar bunların bir bölümünü deneysel sanat diye adlandırmışlar, kimileri ifadeci sanat (Expressionizm) içerisinde göstermişlerdir.

Ancak tüm bunlara karşın resimle karikatürün ayrı sanat dalları olduğu kesindir. Benzer yanları sadece aynı malzemeleri kullanmalarıdır. Bu ayırımı geçen yılki sempozyumda Sayın Önder Şenyapılı ayrıntılarıyla açıklamıştır. Öyleyse sanat açısından yapılanın ne olduğundan daha önemlisi yapan; yani sanatçı kişilikdir diyebiliriz.

Bence karikatürcü ressamın araç gereçlerini kullanmakla birlikte ondan bir fazlasını ortaya koymak zorundadır. Yani, karikatürcü önce konusunu mizahla biçimlendirecek, sonra da mizahla biçimlenen bu konuyu ikinci kez çizgiyle biçimlendirecektir. Ressam ise konusunu bir kez biçimlendirmekle işini bitirecektir.

Turhan Selçuk;”Karikatürün güçlü bir sanat olmasının nedenleri vardır” demektedir. “Karikatür yaygın bir sanattır, basın yoluyla, sinemayla, televizyonla, afişlerle, sergilerle halkın her an karşısındadır. Söyleyeceğini en kısa yoldan zahmetsizce fakat çarpıcı bir şekilde söyler. Çizgileriyle sempatiktir, ilgiyi çeker.”(4)

Üstün Alsaç ise “Karikatür; insanların, varlıkların, olayların hatta duygu ve düşüncelerin doğala ters düşen, olağanla çelişen gülünç yanlarını yakalayıp bunları kimi zaman da yazıyla desteklenmiş abartılı çizimlerle bir gülmece anlatımına dönüştürme sanatıdır.”(5) diye tanımlamaktadır.

Diğer sanat dallarında olduğu gibi karikatür sanatının da kendi içinde çeşitlemeleri olması doğaldır. Vinyetler, tek kare karikatürler, bant karikatürler ve çizgi romanlar, çizgi öyküler bu sanatın şekilsel zenginliğini göstermektedir. Ayrıca anlatım ve içerikte de değişiklikler göstermiştir. Önceleri bir kişinin görüntüsünden yola çıkılarak portre diye adlandırabileceğimiz şekliyle bilinmekte iken daha sonra olayların, yaşantıların, durumların karikatürü çizilmiş, bu tür karikatürlerde de altyazılı, balonlu konuşmalı daha sonra yazısız karikatürler ortaya çıkmıştır. Ve yine günlük gazete karikatürü, çok satışlı mizah dergisi karikatürü, sanat karikatürü gibi ayırımlar yapan kişiler de bulunmaktadır. Özellikle sanat karikatüründen anlaşılması gereken; Sayın Hıfzı Topuz’un önerdiği “humoristik desen” adlandırmasıyla belirlediği türdür. Humoristik desende geniş kitlelere seslenme, popüler olma kaygısı yoktur. İzleyeni güldürmekten çok düşündürmeyi önemser. Çizgilerinde abartmalar olmayabilir. Güncel olmaktan çok uzun ömürlü ve kalıcı olmak ister. Genellikle yazısız çizilir, tüm mesaj çizgilerdedir. Çok yalın, sade ve az çizgili olabileceği gibi taramalı, ışık gölge kurallarına uyan bir çizgi anlayışı da olabilmektedir.

Sanatta karikatürü ana hatlarıyla böyle irdeledikten sonra bu olguyu tersten yani karikatürde sanat olarak düşünen var mıdır diye hafızamı yokluyorum. Elbette var; Bazı karikatürcüler (Tan Oral; Sus ve Dinle(6), Savaş Dinçel; Çoksesli (7)) sadece müzik sanatını konu alan, bazıları (Ironimus; Grüne Helden, Graue Monster(8)) sadece mimarlık ve çevre düzenleme sanatını konu alan karikatürlerini kitap haline getirmişlerdir.

KAYNAKÇA

(1) ALTINOK, İsmail. Yeni Resim_İş Dersleri. Toplum Yay. Ankara; 1975.

(2) HOFMANN, Werner. Grundlagen der Modernen Kunst; Alfred Kröner Ver. Stuttgart; 1966.

(3) GOMBRİCH, E. H. Sanatın Öyküsü. Çev:Bedrettin Cömert, Remzi Kitabevi, İstanbul;1976.

(4) SELÇUK, Turhan. Söz Çizginin. Karacan Yay. İstanbul;1979.

(5) ALSAÇ, Üstün. Türkiye’de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film. İletişim Yay. İstanbul;1994.

(6) ORAL, Tan. Sus ve Dinle. Pan Yay. İstanbul; 1989.

(7) DİNÇEL, Savaş. Çoksesli. Pan Yay. İstanbul; 1990.

(8) IRONIMUS, Gustav, Peichl. Grüne Helden Graue Monster. Wilhelm Goldmann Ver. München; 1983.

* 3. Uluslararası Ankara Karikatür Festivali Sempozyum Bildirisi, 9-13 Mayıs 1997 Ankara.