ÖzgeçmişÇalışmalarÖdüllerFavori LinklerBiographyHome

KARİKATÜR VE FELSEFE *

Atila ÖZER

Dünya küresi üzerinde yapılan ve adından övgüyle sözettiren II. Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması (şimdiki adı: Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması)’nda seçici kurul üyeliği yapmak için 1984 yılında İstanbul’a gelen üç ünlü karikatürcüye gazeteciler sormuşlar; “Sizce karikatür nedir?”. Arjantinli Mordillo, İngiliz Ralph Steadman ve İtalyan Cesare Perfetto, sanki söz birliği et-mişçesine “Karikatür felsefedir” demişlerdi.(1)

Yine modern karikatürün yaratıcısı Steinberg; “Şiirsel ve filozofça bazı düşünceleri çizgi ile anlatmaya çalışıyorum” demiştir.

Turhan Selçuk da bir röportajda, karikatür anlayışını şu cümlelerle ifade etmiştir: “... İnsanları, olayları bir düşünür, bir psikolog, bir felsefeci, bir eleştirici gibi izleyip, inceleyip, kendi gerçekçi dünya görüşü doğrultusunda bir sonuca vardıktan sonra, kişileri olumlu ve doğru olana yöneltecek eleştiriyi sunarken, mizahi fikrini ve söylediğini sarsıcı, etkileyici, vurucu bir şekilde çizgiye dönüştürmektir.”(2)

Bu yanıtlar için felsefeciler ne diyecekler doğrusu merak ediyorum. Ancak bu konuda ben de felsefe ile karikatür arasında çok yakın bir ilişkinin olduğunu düşünüyorum. Bu ilişkiyi usta karikatürcümüz Ali Ulvi de çok sık yinelemiştir. Hatta kendisini yakından tanıyanlar onun felsefeyle ne çok ilgilendiğini ve kitaplar okuduğunu bilirler.

“Felsefe; doğal ve insansal dünyaya ilişkin tüm bilgilerin ve kanıların güvenilirliklerini, anlamlı olup olmadıklarını, insansal yaşama katkılarını eleştirel bir yaklaşımla tartışıp, değerlendirmektir.”(3)

Bu tanımdan, felsefenin insanla ilgili konuları, insan yaşamına giren konuları ele aldığını anlıyoruz ki, karikatür de insan ve insana ilişkin konuları ele almaktadır. Bu tanımda felsefenin, insana ilişkin bilgileri eleştirel bir yaklaşımla değerlendirdiğini öğreniyoruz ki, karikatürde bu eleştiri, en önde gelen özelliktir.

Felsefenin önemli özelliklerinden biri, düşünceleri zorla kabul ettirmeye çalışmamasıdır. Felsefe insanı özerk ve özgür olarak görür, onlara olumlu ya da olumsuz yargılarla yanaşmayıp, yalnızca aydınlatma işlevini üstlenir, seçme ve karar aşamasını bireyin kendisine bırakır. Karikatür de genelde bir probleme çözüm önermez. Daha çok problemi gösterir, çözümü izleyiciye bırakır.

Felsefe; düşünme, tartışma ve eleştirmeyi içerir, karikatür de bunları oluşturmaya çalışmaktadır.

Felsefe; insanı yaşadığı ortama ve çağa göre inceler. Karikatürler de tarih sırasına göre dizildiğinde insanların problemlerinin zamanla nasıl değiştiğini gözler önüne serer.

Karikatür, bir sanat dalıdır. Felsefenin alanına giren “sanat felsefesi” içinde mutlaka bir yeri olacaktır. Sanat yapıtlarıyla, yaşam ve insan arasındaki ilişkiyi “ sanat felsefesi” irdeleyecektir. Bugün ülkemizde birçok alanda olduğu gibi sanatta da bir yozlaşma yaşanmaktadır. Kimin gerçek sanatçı olduğu karışmıştır. Kitle iletişim araçlarında gösterilen sanatçılar, ülkemizin geniş kesimlerinde sanatın anlamını basitleştirmektedir. Medyada gösterilen bu sanatçılar çoğunlukla yeterli eğitim almamış kişilerdir. Oysa sanatçı olmak için önce sanat eğitimi alınması gerekir. Daha da ileri giderek bu eğitim bile bir insanın sanatçı olması için yeterli değildir, diyebiliriz. Sanatçı olmak için sanat eğitiminin yanı sıra çağdaş ve aydın yetiştirme egitimi de alınmalıdır. Bir sanatçının çağdaş olmaması, aydın olmaması affedilemez.

Bu konuda felsefecilerin ve felsefenin çok şey söyleyeceklerine inanıyorum.

KAYNAKLAR

(1) ÜNSAL, Artun. “Ustaları Anlatıyor”, Hürriyet Gösteri dergisi, İstanbul; Temmuz 1984.

(2) GÜRELİ, Nail. “Haftanın Sohbeti”, Milliyet gazetesi, İstanbul; 25. 4. 1993.

(3) ARAT, Necla. “Felsefe Eğitimi”, Yaratıcı Toplum Yolunda Çağdaş Eğitim, Ç.Y.D.D. Yayınları, İstanbul; 1990.

* 5. Uluslararası Ankara Karikatür Festivali Sempozyum Bildirisi, 7-11 Mayıs 1999 Ankara.