ÖzgeçmişÇalışmalarÖdüllerFavori LinklerBiographyHome


 

“Gözden kaçanlarla, göze batanlar”

TAN ORAL 50. SANAT YILINI KUTLUYOR

 

Atila ÖZER

 

Türk karikatür tarihi incelendiğinde; bazı sanatçıların sadece karikatür çizerek (uygulamacılık göreviyle) yetindiği, bazılarının hem karikatür çizip hem de bu sanatı söyleşilerle, konferanslarla tanıtmaya çalıştığı, bazılarının ise hem uygulamacılığı, hem de (kuramsal çaba içinde işin kökenlerine inerek) araştırmacılığı birlikte yürüttüğü görülecektir. Son günlere kadar Cumhuriyet gazetesinin arka sayfasında günlük karikatürler çizen Tan ORAL, bu sınıflamalar içindeki işlevlerin tamamını yerine getiren (hatta bunları da aşan) özel  konumdaki  bir kişidir. O, karikatür  çizer, çizgi film yapar, bu alanları  araştırır, yazılar yazar, konferanslar verir, sergiler açar, etkinlikler düzenler, kişi ve kurumlara öneriler götürür, karikatür denince akla gelebilecek tüm çabaların içinde olmayı görev bilir.

 

Semih Balcıoğlu; Tan Oral için “ Organizasyon yeteneği yüksektir. Sergiler hazırlamak, yarışmalar düzenlemek, bunların broşürlerini, tanıtımını yapma konusunda ondan daha iyisini bulabilmek çok zordur. Mimarlık eğitimi onun yaratıcılığını katlamıştır. Az malzeme ile zengin görünüm sağlamayı başarmada üstüne yoktur” der (1).

 

O, Karikatürcüler Derneği’nde Başkan, Akşehir’de Nasreddin Hoca Şenlikleri’nde düzenleme kurulu üyesi, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nda jüri üyesi, Eskişehir’deki Karikatür Müzesi’nde, Yeni Yüksektepe Derneği’nde, Schneidertempel Sanat Merkezi’nde, Ankara Karikatür Vakfı’nda danışmandır… O, Erdek’te karikatürlerini sergilemek için panolar çakmakta, Osmanlı Bankası Müzesi için sergi küratorlüğü yapmakta, Bursa’daki bienalde sergisinin başında, Bulgaristan’da Gabrovo Mizah Evi’nde karikatürcülerle sohbette, Fransa’da St. Just Le Martel Karikatür Festivali’nde ödülünü almaktadır. Yaşamını her şeyiyle karikatüre adamıştır.  Tam bir karikatür fanatiğidir… Çok söylenen bir söz vardır; yerli yersiz kullanılır “sanat, onun için bir yaşam biçimidir”. Tam ona yakıştırılacak, gerçek anlamını onda bulacak bir söz…

 

Karikatür konusunda tüm önerilere de açıktır. Hiçbir teklife hayır demez. Hiçbir maddi karşılık beklemez. Bir çok masrafı da cebinden öder.

 

Tan ORAL’ın ilk karikatürü 20 Ağustos 1958 tarihli Dolmuş dergisinde yayımlanır. 2008; sanat yaşamının 50. yılı. Bu elli yıl süresince daha çok politik ve sosyal olayları, “bu konuda gözden kaçanlarla, göze batanları” çizmeye çalışmıştır. Ülkenin çalkantılı dönemlerine tanıklık etmiştir. İlk sergisi; (bu karışıklıklar arasında) 25 Temmuz 1965’te   “Yürüyenler” konulu Erdek’te kendi elleriyle düzenlediği sokak sergisidir. “Yollar yürümekle aşınmaz” diyen yöneticilere inat, tüm engelleme çabalarına inat “yürüyenleri” topluma gösteren bir sanatçı duyarlığıdır yaptığı. Bu sergideki karikatürler tam 34 yıl sonra kitap olarak yayımlanır. Sanki her dönemde taze kalan, eskimeyen Türkiye gerçeğidir bu. Bugün yayımlansa  aynı tazelik yine kuşku götürmez.

Tan Oral’ın gazete karikatürcülüğü ile tanışması 1976 yılında Politika gazetesinde olur. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçer. Artık hep oradadır.

İki yıl önce “Nehir Söyleşi” dizisinde yayımlanan “Tan Oral Kitabı”nda sanatçının (sohbet tadında) yaşam öyküsü ele alınıyor. Bu öykü aynı zamanda Oral’ın sanat anlayışını da, karikatüre yaklaşımını da gözler önüne seriyor. Bu satırlardan onun “Çerkez” kökenli bir babadan, Osmanlı kadını bir anadan doğduğunu öğreniyoruz. Tunç olması gereken adının telgrafçının mors alfabesini yanlış çözümlemesi sonucu  Tan olduğunu, subay babasının görevi nedeniyle Merzifon, Karaköse, Bandırma, Bursa, İzmir, Hadımköy, Ankara ve İstanbul gibi yerlerde göçebe hayatı yaşadığını, ilk ve orta öğrenimini 13 ayrı okulda tamamlayabildiğini öğreniyoruz. Yine bu kitaptan, onun aşk yaşamını, sevdiği kadınları öğreniyoruz, başarılarını, sıkıntılarını, çalışmalarına engel olmaya çalışanları, yaşamındaki eğri çizgileri, derinlikleri öğreniyoruz (2).

 

Yayımlanan kitapları galiba 10’u aştı. O, birikimlerini herkesle paylaşmayı  seven biri. Düzenli bir arşivi olduğunu sanıyorum. Toplamayı sever, bilir ki bir gün bu birikimden işe yarar bir şey mutlaka çıkacaktır. 2005 yılında kedisine adadığı “Yüz Yüze” kitabında, o tarihe kadar çizdiği tanıdık, tanımadık bazı kişilerin portrelerine yer verir. Zaman içinde çizilen sanatçı, politikacı, yazar, çizer, arkadaş, dost kişilerin portreleri bunlar. Tan Oral’ın yalın çizgi anlayışı bu portrelerde de dikkati çekiyor. Çizimlerde o kişiyi anımsatacak önemli bir-iki temel öğe ile yetiniliyor; anatomik özelliklerin en belirleyicileri öne çıkarılarak diğer ayrıntıları kullanma gereğini duymadan. Aslında Tan Oral, ilk yapıtlarından başlayarak çizgisinde hep yalın olmayı seçmiştir. Semih Balcıoğlu, Tan Oral için; “Çizgisinde tasarrufludur. İşlevi olmayan çizgiyi hiç kullanmaz. İmzası bile kısa ve özdür” der. Tan Oral bu çizim biçeminin açıklamasını şöyle yapıyor: “Çizerek bir şeyi ifade etmeye çalıştığımızda, bu çizim, gerçeği taklide kalkıştıkça anlatım yetersizliği ortaya çıkacaktır. Ve bu iş mükemmele doğru gittikçe de anlatım gerilemesi oluşacaktır. Bunun önüne geçmek için çizimin, anlatmak istediği şeyi karşısındakine çağrıştıracak kadar olması yeter, daha fazlası değil. Anlatım gücü olan çizginin gizi burada olmalı.”(3).

 

Tan Oral, karikatüre kendince bir anlam, ya da anlamsızlık yüklüyor. Çizdikleri bazen yazısız, bazen yazılı, bazen güncel politika, bazen imgelem dünyasından bir esinti, bazen vinyet tadında bir çizim… O,  karikatürün genel tanımının dışına çıkmak istiyor. “İçimden geldiği gibi çiziyorum, yaptığıma yalın bir çizgi sanatı olarak adlandırabilirim” diyor.

 

Tan Oral ilk yurtdışı gezisini yine karikatür sayesinde yapar. Bulgaristan’ın Gabrovo kentindeki Karikatür Bienali’ne tam 40. yaş gününde davet edilmiştir. Yaş günü kutlaması geleneği olmayan Tan, rastlantı sonucu 50. yaş gününü de  60. yaş gününü de Gabrovo’da karikatürcü dostlarıyla kutlayacaktır. Geçen yıl, ben Gabrovo’ya gittiğimde oradaki dostları   “ 70. yaş günü için mutlaka gelecektir, bekliyoruz” dediler ama o, bu kez gelemedi. Galiba çok istemesine karşın bir engel çıkmış... Dilerim 80. ve 90. yaş günlerini de Bulgaristan’da kutlar.

 

Tan Oral, bundan önce sanat yaşamının yirminci, otuzuncu, kırkıncı yıllarını nerede kutladı bilemiyorum. Ama sanat yaşamının 50. yılını kutlamak için Eskişehir’e davet edildi. Tan Oral neredeyse tam on yıl her hafta Eskişehir’e gelerek Anadolu Üniversitesi’nde Çizgi Film dersleri vermişti. Sanatçı eli oraya da değmişti. Hala orada zaman zaman etkinliklere katılıyor. Eğitim Karikatürleri Müzesi’nin oluşmasında da emeği var. 2008; bu üniversitenin kuruluşunun 50. yılı.  Tan Oral’ın sanat yaşamının 50. yılı ile üniversitenin kuruluşunun 50. yılı hoş bir raslantı olarak çakışıyor.

 

12 Mart 2008  Çarşamba günü Saat:17.30’da açılışı yapılan Tan Oral sergisi ile Eskişehirli sanatseverlerin huzurunda 50. yıl kutlaması yapıldı.,

 

Nice 50 yıllara Tan ORAL!

 

(1) Semih BALCIOĞLU,Memleketimden Karikatürcü Manzaraları,  Can Yayınları, 2003, İstanbul.

(2) Kitabın Adı Budur-Tan Oral Kitabı. Söyleşi: Aydın Engin.T. İş Bankası Yayını İstanbul, 2006.

(3) Tan ORAL, Yaza Çize, İris Yayını, 1998 İstanbul.

 

 

Milliyet Sanat Dergisi Nisan 2008’de yayınlandı