ÖzgeçmişÇalışmalarÖdüllerFavori LinklerBiographyHome

 

KARİKATÜR, 

POPÜLER KÜLTÜR VE

POPÜLER KARİKATÜR

 

 

KARİKATÜR

 

“Gülümseme” ve “düşünme” sadece insanlarda bulunan bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığın oluşturduğu mizah kültürü insanlığın başlangıcından bu yana varolagelmektedir. Mizahın alt işlevi olan karikatürü de Paleolitik Çağ’a kadar götürmek mümkündür. Ancak bugünkü anlamıyla ortaya çıkan karikatürlerin başlangıcı 17. yüzyıldır.

 

Karikatür, önceleri sadece kişilerin portreleriyle ilgilenirken daha sonra olayları, sosyal konuları ele almış ve bu gelişmeler sırasında çizgi anlayışı ve teknik açıdan da değişimler göstermiştir. Baskı makinasının gelişimine parelel olarak karikatür daha da yaygınlaşmıştır. Karikatür gazetelerle, dergilerle, sergilerle hedef kitlesine ulaşmaya çalışırken, daha sonra TV’ye girmiş, bilgisayara girmiş internet ağı ile yepyeni bir iletişim olanağına kavuşmuştur.

 

“Karikatür; insanların, varlıkların, olayların hatta duygu ve düşüncelerin doğala ters düşen, olağanla çelişen, gülünç yanlarını yakalayıp bunları (kimi zaman da yazıyla desteklenmiş) abartılı çizimlerle bir gülmece anlatımına dönüştürme sanatıdır.” (Alsaç, Ü. Türkiye’de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film. İletişim Yay. 1999 İstanbul)

 

Basının ilk işlevi olan “haber vermek” anlamında karikatür de haber vermek istiyor. Bu haber verme karikatürün kendi kurgusu, kendi anlayışı çerçevesinde ve kendi üslubu ile oluşturuluyor. Karikatür eleştirmek istiyor. Karikatür eğlendirmek istiyor. Ayrıca, karikatür egitim aracı olmak istiyor...

 

Karikatür, bir tek kare ile görsel anlatım aracı iken, bant karikatürler, çizgi öykü, çizgi roman gibi çeşitlenmeler de ortaya çıkmıştır. Karikatür, özellikle gazete karikatürü gündelik politika ile ilgilenmiş, ilgisini sürdürmektedir. Bir bakıma çizgiyle tutulmuş “günlük tarih” olarak da değerlendirilmektedir. Bu hem ülkemizde, hem de Batı’da böyle süregelmektedir. Gazete karikatürleri kronolojik olarak izlendiğinde ülkenin tarihini, siyasal ve sosyal yaşamdaki değişimlerini, toplumsal aksaklık ve aykırılıklarını gözlemlemek olasıdır.

 

Karikatür; bir grafik sanatı, bir görsel iletişim sanatıdır. O yüzden semantik ve estetik olarak incelenmelidir. Semantik yanı düşünce ve içeriği temsil eder, estetik yanı ise görsel iletinin sanatsal yanını oluşturur. Buradan yola çıkılarak karikatürün hem sanat tarihinde, hem de düşünce tarihinde yeri olduğu rahatlıkla söylenebilir.

 

Günümüzde tüm dünyada karikatür; iki yönde gelişimini sürdürmektedir. ( Günlük gazetelerde haber ve güncel olaylarla ilgili karikatürü ayrı tutarak) Birincisi çok satışlı mizah dergilerinde yer alan eğlendirmeye yönelik, abartmalı, bol yazılı, çabuk tüketilen karikatür, ikincisi ise “grafik mizah” olarak ta adlandırılan güldürmekten çok düşündürmeye eğilimli, abartmaya fazla başvurmayan, kültür düzeyi yüksek tabakaya seslenen, yazısı olmayan (ya da çok az olan), uzun ömürlü sanat karikatürü. Zaman zaman bu sanat karikatürlerinin günlük gazete karikatürleri için de haftalık mizah dergileri için de kullanıldığını görüyoruz.

 

 

Yukarıda anlatılan özellikler dışında Karikatür; sosyal bir gösterge, bir yansıtıcıdır. Psikoloji ile yakından ilgilidir. Bir kişiliğin, bir sosyal sınıfın, bir rolün belirgin çizgilerini açığa çıkarmak hem karikatürcünün, hem psikologun görevidir. Öyleyse karikatür sanatı ile psikoloji bilimi arasında da önemli bir bağ vardır.

 

Hem güzel sanatlar içerisinde, hem basın-yayın kapsamında anılan, tarih, sosyoloji, psikoloji bilimi alanlarında araştırma gereksinimi duyulan karikatür, Batı’da bilimsel olarak derinlemesine incelenmektedir.

 

KARİKATÜRÜN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİMİ

 

Türk karikatüründeki gelişim ve değişim aşamalarını incelerken ilk karikatürün 1867 yılında “İstanbul” adlı gazetede yayınlandığını görüyoruz. İlk profesyonel karikatürcünün de Ali Fuat Bey olduğu biliniyor. Diyojen’le başlayan dergicilik serüveni ve daha sonra yayınlanacak diğer dergilerde çalışan isimsiz karikatürcüler, rum ve ermeni kökenli Osmanlılar ve Cemil CEM Türk karikatürünün öncüleri olmuşlardır.  Osmanlı topraklarında, daha sonra yasaklandığı için Jön Türk hareketiyle Avrupa kentlerinde Türk karikatürü gelişmesini sürdürmüştür. Bundan sonra Türk karikatüründe dört önemli gelişme yaşanır...

 

Birinci önemli gelişme:

Türk toplumunun kaderini belirleyen Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya çıkar. Refik Halit Karay tarafından yayınlanan AYDEDE dergisi (1922) gerek yazılarıyla ve gerekse Rıfkı’nın çizdiği karikatürlerle Padişah tarafını tutmuş, Atatürk ve Ankara Hükümeti’ne karşı bir tavır sergilemiştir. Sedat Simavi’nin çıkardığı GÜLERYÜZ dergisi ise Aydede’yi yunanlılara satılmış olmakla suçlamış Atatürk’ün ülkeyi kurtaracağını savunmuştur. Herkesin bildiği gibi Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlayan Atatürk ve arkadaşlarından korkan AYDEDE yazar ve karikatürcüleri, ülkeyi terketmek zorunda kalmışlardır.

 

İkinci önemli gelişme:

1928 yılında Türkiye’de yapılan Harf Devrimi’dir. Harf Devrimi ile arap harfleri basın-yayın ortamından kalkmış yerine Latin Alfabesi kullanılmaya başlamıştır. Latin harflerle yayınlanan gazeteler birden bire okuyucularını yitirmiş, kapanma tehlikesi geçirmişlerdir. AKŞAM gazetesi yöneticileri Cemal Nadir adlı bir karikatürcüyü gazetelerine davet ederek, görüntü zenginliği ile satışın düşmesini önleme kararı almışlar ve başarılı olan Cemal Nadir Güler’le günlük karikatür artık Türk gazetelerinin vazgeçilmez ögesi olmuştur.

 

Üçüncü önemli gelişme:

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra etkisini hissettiren Saul STEINBERG’in yeni anlayışıdır. Turhan Selçuk, Steinberg’den etkilenerek sade ve yalnız çizgilerle yazısız (çizgide mizah/ çizgi Mizah) karikatürü benimsemeye başlamış, bu anlayış bazı arkadaşları tarafından da kabul görmüştür. 1950 Kuşağı adıyla anılan karikatürcü grubu 41 Buçuk (1952), Tef (1954), Dolmuş (1956), Karikatür (1958) gibi dergilerde ve günlük gazetelerde bu yeni anlayışı yaygınlaştırmışlardır. “Toplumcu gerçekçilik” tezini savunan 1950 Kuşağı karikatürcüleri, kurulu düzeni eleştirerek toplumun ezilen kesimlerinin, hatta ezildiklerinin farkında olmayan kaderci halkın savunuculuğunu yapmışlardır. Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Selma Emiroğlu, Mim Uykusuz, Ferruh Doğan, Nehar Tüblek, Ali Ulvi Ersoy ve bu gruba dahil diğer karikatürcüler karikatür sanatında kalıcı eserler yaratarak evrensel örnekler vermişlerdir..

 

Dördüncü önemli gelişme:

1972 yılında yayınlanmaya başlayan “Gırgır” dergisi anlayışıdır. Türkiye’de köyden kente göçler yoğunlaşmış, köylü-kentli kültürü birbirine karışmış, bu kültür ile sanatsal yanı ağır basan yazısız karikatür anlayışı yeni nesle ağır gelmiştir. 1950 Kuşağı karikatürcülerden biri olan Oğuz Aral yolunu değiştirerek popüler karikatürü canlandırmış ve kendi anlayışında başarılı da olmuştur.

 

 

POPÜLER KÜLTÜR

 

Popüler kültür kavramı birçok bileşenden oluşan karmaşık bir olgudur. Bu nedenle çözümlemede, pekçok karşı fikir, kuramsal tartışmalara taşınmakta, tek bir ortak görüşe ulaşılamamaktadır. Popüler sözcüğü (betimleyici tanım olarak) “toplumun geneli tarafından paylaşılan ya da halka ait” anlamında kullanılmakta, (ticari tanım olarak) “yaygın olarak beğenilen, tüketilen” anlamında kullanılmaktadır.

 

Popüler kültür; anlamı itibariyle her dönemde varolmuş bir kavramdır. Bu kavram 19. yüzyılda kitleleşmeyle birlikte yeni işlevlerle donatılmış, 20. yüzyılda bilimsel tartışmalarla yoğunlukla gündemde kalmıştır. Kitle kültürünün oluşumu sanayileşme ile birlikte gelişmiştir. Sanayileşme, yani kitlesel üretime geçiş, kitle toplumunu yaratmıştır. 19. yüzyılda kapitalist düzenin ilkesi; “daha fazla üretim, daha fazla kar”dır. Bunun için yapılacak şey; “tek tip üretim biçimi” ve “standartlaşma”nın sağlanmasıdır. Kitlesel üretimin ortaya çıkardığı kitle toplumunun kültürü de elbette bu kitlesel üretime uygun olacaktır. Tıpkı sanayi ürünleri gibi, kültürel ürünler de hemen tüketilmeli, tüketilenlerin yerine yenileri üretilmelidir.

 

Popüler kültür; kitle toplumlarının belli bir zaman dilimi içindeki özelliklerinin göstergesidir. Sanayileşme ile kentleşme yeni ekonomik, siyasal ve kültürel biçimler ortaya çıkarmıştır. Kapitalizmin gelişmesiyle geleneksel üretim kalıpları bozulmuş, geleneksel ile modern çatışması ortaya çıkmıştır. Kitlelerin gelenekten uzaklaşmak istememesi ancak koşulların bunu zorlaması, ne geleneksel ne de modern olmayan bir kültür sorunsalı yaratmıştır. Kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve çeşitlenmesiyle kültürün de endüstri haline geldiğini öne süren kuramcılar, kitle kültürünün kapitalizmin çıkarlarına hizmet eden bir araç olduğunu savunmaktadırlar. Yönetenlerin, yönetilenleri kontrol altında tutmak için kullandıkları ideolojik bir araç... Ahmet Oktay; “Popüler kültür hegemonik kültür bağlamında iktidar bloğu tarafından biçimlendirilerek üretildiği için, gerçekliğin görülmesini engeller” diyor (Oktay, A.Türkiye’de Popüler Kültür/ YKY Yayını, 1993, İstanbul). Popüler kültür gündelik yaşamın kültürüdür. Dar anlamda, günü gün ederek gerçekleri unutmayı sağlayan yapay mutluluklar kültürü. Gazeteler, kadın ve erkek dergileri, reklamlar, moda, müzik kasetleri, sinema filmleri, TV dizileri, popstar yarışmaları, eğlence programları, para ödüllü yarışmalar, radyo programları, reality showlar bu amacı doğrular biçimde şekillendirilerek insan yaşamının her anını doldurmaktadır.

 

POPÜLER KARİKATÜR

 

Dünyanın her yerinde popüler kültür ürünü popüler karikatürler çizilmektedir.

Popüler karikatür tanımlamasına uygun düşen Türk Karikatürü’nün ilk örneklerini 1940’lı yıllarda Ramiz ve Cemal Nadir’in bazı karikatürlerinde görüyoruz. Dönemin iktidar koltuklarında oturan yöneticileri gazete ve dergilerde eleştirilmekten hoşlanmamaktadır. Bu yüzden basın-yayın organları maddi manevi baskı altında tutulmaktadır. İşte bu baskılardan sıkılan Cemal Nadir ve Ramiz doğrudan politika eleştirisi yerine karikatürde gündelik yaşamın ve sıradan insanların dünyasına dönmüştür.

 

1950’li yıllarda “Küçük Amerika” olma rüyası Türk halkının tüm kesimlerini sarmıştır. Adana’lı Pamuk Ağa’ları büyük sanayici olmuş iktidarı desteklemektedirler. O günlerin en belirgin sloganı “her mahallede bir milyoner yaratmak”tır. Ekonomi liberalleşmeye çalışırken popüler karikatür için zemin hazırdır. Daha önce yayınını durduran Akbaba dergisi iktidardan aldığı örtülü ödenekle popüler kültürün yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında yeniden yayınlanmaya başlar. Güzel kadın, çıplak kadın karikatürleri iyice ön plana çıkmıştır. Amaç insanları eğlendirmek ve güldürmektir.

 

Popüler karikatürün en kişilikli deneyimini Oğuz ARAL 1970’li yıllarda Gırgır dergisinde gerçekleştirmiştir. Gırgır dergisi, kırsal kesimden büyük kentlere göç eden, gecekondulara yerleşerek bir türlü kentli olamayan insanların yaşantısını dikkate alır. Ne köylü, ne kentli olamayan garip bir kültürün mizahı öne çıkarılır. Arabesk müzik, lah macun, çiğ köfte gibi terimler işlenir. TV bu kesimin evlerine girmiştir. Gazeteler ofset baskı tekniği ile çok renkli olarak basılmaya başlamıştır. Köşe dönerek zengin olma hayalleri, manken olma, şarkıcı olma, futbolcu olma hayalleri genç kitleleri hareketlendirmiştir. Dergilerde bol yazılı karikatürler, çizgi öykü ve bant karikatür çeşitleri üstelik bu anlayışın okuyucular tarafından da karikatürlerle desteklenmesi yeni bir popüler karikatür dünyası yaratmıştır. 26 Ağustos 1972 tarihinde yayınlanmaya başlayan Gırgır dergisinin temel felsefesi; “can sıkıntısını, aşk yarasını, karı koca kavgasını, şip şak keser. Her derde devadır, Gırgır da gırgır.” Haftalık tirajını 400 000 lere ulaştıran Gırgır, bu ticari başarıdan sonra benzerlerinin de çıkmasını körüklemiş Fırt, Pişmiş Kelle, Deli, Limon, Avni, Hıbır, Dıgıl gibi dergiler bu ünden yararlanmasını bilmişlerdir. Gırgır’ın Popüler kültür tanımına ters düşen yanı iktidar tarafını tutmamasıdır. Ancak, halkı eğlendirmek adına en basit konuları bile gündeme getirmesi, her şeyi sulandırması, patronunu zengin etme işlevini yerine getirmesi onu popüler kültür ürünü yapmıştır. Gırgır’ın iktidar yanlısı olmaması 1989 yılında Oğuz Aral’ın elinden zorla alınmasını gerektirmiştir.

 

1990’lı yıllarda popüler karikatür iyice çığırından çıkarılmış, eleştirilen Oğuz Aral anlayışının aranılır olması gündeme gelmiştir. Yakın zamanda yayınlanmaya başlayan MEME (birkaç sayı sonra MEME-T olmuştur) adlı bir popüler karikatür dergisi çalışanları derginin yayın politikasını (23 Mayıs 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesinde) şöyle ilan etmişlerdir; “Meme’nin iddiası yok, Meme’nin mesaj kaygısı yok, Meme’nin bir kişiliği yok, Meme delikanlı dergidir ama bunun yanı sıra kişiliksizdir, tipsizdir, alçaktır. Erkek durduğuna bakmayın o aslında bir dişidir. Kalıcı değildir, entel değildir, sanat kaygısı barındırmaz. Meme bağırır, çağırır, küfreder, döver ama asla ahkam kesmez ve kesmeyecektir”.

 

Popüler karikatürler; okuyucunun/izleyicinin düşünsel bir çaba harcamadan tüketeceği, kolay anlaşılır ve hemen unutulur türden karikatürlerdir. Burada amaç bireyin yaşamakta olduğu gerçeklikle bağlantısını keserek, o anın geçiştirilmesini sağlamaktır. Üstelik geçiştirilen bu anın, olabildiğince eğlenceli olması da işin keyifli tarafıdır.

 

Popüler karikatür 1950’li yıllardan bu yana gittikçe daha düzeysiz bir kimliğe (kimliksizliğe) bürünmektedir. Diyojen, Aydede, Güleryüz, Akbaba, Karagöz, Mizah, Şaka, Karikatür, Amcabey gibi önceki yıllarda dergilere verilen isimler, günümüze yaklaştıkça Gırgır, Fırt, Mikrop, Limon, Pişmiş Kelle, Dıgıl, Hıbır, Gümgüm, Kemik, Deli, Le Manyak, Meme gibi anlamsızlıklar yığını olarak sıralanmaktadır. İçeriklerine hiç bakılmadan bile dergilere verilen bu isimler tahmin yürütmek için bir fikir verecektir.

 

SON SÖZLER

 

Tüm bu açıklamalardan sonra karikatürle doğrudan ilgili bir kişi olarak “karikatür” kavramını popüler karikatür bağlamında (işin bu boyutunu  geniş tutmakla) gerçek sanat karikatürüne haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Her türlü mizahsal çizgi karikatür ana başlığı altında değerlendirildiği için halkın gözünde “hepsi aynı kapıya çıkar” anlayışı vardır. Oysa karikatürün bir de popüler olmayanı var. 1950 Kuşağı karikatürcüleri grafik mizah ya da çizgi mizah anlayışı ile çizdikleri örneklerle Türk karikatüründe şanlı bir tarih yazmışlardır. Uluslar arası önemli ödüller kazanarak Türk karikatürünü tüm dünyaya tanıtmışlardır. 1950 Kuşağı karikatürcüleri zaman zaman popüler karikatür örnekleri çizmiş olsalar da, karikatürün saygınlığını hiçbir zaman düşürmemişlerdir. Popüler karikatürün sulu mizahı, kadın ve cinselliği ele alışı, argo ve küfürlü konuşmalar karikatür kavramına olumsuz yönde etkiler yapmaktadır. Halbuki olumlu örnekleri öne çıkararak başta eğitim öğretim olmak üzere bir çok alanda karikatür sanatının avantajlarından yararlanılabilmelidir.

 

Bu yazı Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı Bilim ve Aklın Aydınlığında  EĞİTİM dergisi Kasım 2004 Popüler Kültür ve Gençlik Özel Sayısında yayınlanmıştır.